İçeriğe geç
Liya Psikolojik Danışmanlık Merkezi · Ümitköy, Çankaya / Ankara Yüz yüze ve online görüşme 0530 948 55 32
Mete Orçun Bayrakdar Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Akıcılık ve kekemelik

Kekemelik kendiliğinden geçer mi?

Mete Orçun Bayrakdar, Uzman Dil ve Konuşma Terapisti 4 dakikalık okuma

Kısa yanıt

Okul öncesinde başlayan kekemeliğin önemli bir bölümü zamanla kaybolur. Bu çoğu zaman aylar ya da yıllar sürer ve hangi çocukta kekemeliğin süreceği kesin olarak öngörülemez. Erkek olmak, ailede kekemelik bulunması ve daha geç başlama sürme olasılığıyla ilişkilidir.

Kekemeliği yeni başlayan bir çocuğun ailesi çoğu zaman beklemek ile değerlendirme istemek arasında kalır. Araştırmalar bu konuda hem umut veren hem de dikkatli olmayı gerektiren bulgular içerir. Oranları doğru okumak için çalışmaların nasıl yapıldığına da bakmak gerekir.

Araştırmalar ne gösteriyor?

Yairi ve Ambrose (2013), kekemelik epidemiyolojisine ilişkin 21. yüzyıl çalışmalarını derledi. Okul öncesi dönemde izlenmeye başlanan çocuklarda doğal iyileşme oranları %68 ile %96 arasında değişiyordu. Doğal iyileşme, kekemeliğin zamanla kaybolmasını anlatır. Yazarlar ayrıca kekemeliğin yaşam boyu görülme oranını toplumdaki yaygınlığıyla karşılaştırdı. Bu hesapla iyileşme oranını %88–91 dolayında tahmin ettiler.

Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği (ASHA), bu tahmini aktarırken oranın terapi alan ya da almayan çocukları kapsadığını not eder (American Speech-Language-Hearing Association [ASHA], t.y.). Oranlar yalnızca terapi almadan iyileşen çocukları göstermez.

Yairi ve Ambrose'un (2013) aktardığı en büyük çalışma, Birleşik Krallık'ta yapılan bir ikiz izlemidir. Ebeveyn anketleriyle 7 yaşına kadar izlenen 12.892 çocuğun 1085'inde kekemelik bildirildi. Bu çocukların 950'si (%87,55) 7 yaşında iyileşmiş olarak sınıflandı. Derleme yazarları, bu çalışmada kekemeliğin konuşma kaydıyla doğrulanmadığını ve terapi bilgisinin toplanmadığını hatırlatır.

Daha yakın tarihli, topluma dayalı bir izlem çalışması daha düşük bir oran buldu. Avustralya'daki bu çalışmada, 4 yaşına kadar kekemeliği doğrulanan çocuklar 7 yaşında yeniden değerlendirildi. Bu çocuklarda 7 yaşına kadar iyileşme oranı %65'ti (Kefalianos vd., 2017). İletişim becerileri 2 yaşında daha güçlü olan kızların iyileşme olasılığı daha yüksekti, erkeklerde benzer bir etki görülmedi. İyileşmiş çocukların dil becerileri, 7 yaşında kekemeliği sürenlere göre daha güçlü olma eğilimindeydi.

Oranlar arasındaki farkın bir bölümü, iyileşmenin nasıl tanımlandığına bağlıdır. İzlanda'da 2–5 yaşlarında kekeleyen 38 çocuk, 9–13 yaşlarında yeniden değerlendirildi. Aynı çocuklara dört farklı iyileşme ölçütü uygulandığında oran %13,2 ile %94,7 arasında değişti (Einarsdóttir vd., 2020). Ebeveyn ve klinisyen görüşüne çocuğun kendi değerlendirmesi de eklendiğinde oran %55,3 oldu.

İyileşme genellikle zaman alır

Reilly vd. (2013), Avustralya'da 8 aylıktan itibaren izlenen 1619 çocuktan oluşan bir kohortu 4 yaşına kadar takip etti. Bu süre içinde kekemeliği başlayan 142 çocuktan yalnızca 9'u (%6,3) ilk 12 ay içinde iyileşti. Aynı çalışmada ilk yıl içinde olumsuz etkilerin genel tablo olmadığı da bildirildi. Kekeleyen çocukların dil ve sözel olmayan bilişsel puanları yaşıtlarından düşük değildi.

Uzun dönemde iyileşme sık görülür, ama ilk yıl içinde iyileşme seyrektir. Kekemeliğin ilk aylarda sürmesi kalıcı olacağı anlamına gelmez. Kendiliğinden geçeceği de önceden güvence altına alınamaz.

Geçti sanılıp geri dönebilir

ASHA'ya göre akıcısızlıkların önce belirginleşip haftalar ya da aylarca kaybolmuş gibi görünmesi, sonra geri dönmesi olağandışı değildir. Takılmaların sıklığı, süresi ve gerginliği de günden güne ve konuşma ortamına göre değişebilir (ASHA, t.y.). Bu dalgalanma nedeniyle kısa bir sakin dönem kekemeliğin geçtiğini tek başına göstermez. Takılmaların arttığı birkaç gün de kalıcılığın kanıtı sayılmaz.

Hangi çocuklarda sürme olasılığı daha yüksek?

Singer vd. (2020), 6 yaşından küçükken kekeleyen çocukları en az 24 ay izleyen 11 çalışmayı meta-analizle birleştirdi. Meta-analiz, birden çok çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak bir araya getiren yöntemdir. Kekemeliği süren çocuklar iyileşenlerle karşılaştırıldığında şu özellikler öne çıktı:

  • Erkeklerin kekemeliği sürdürme olasılığı kızlara göre 1,48 kat daha yüksekti.
  • Ailede kekemelik öyküsü olan çocuklarda bu olasılık 1,89 kat daha yüksekti.
  • Kekemelik daha ileri bir yaşta başlamıştı.
  • Kekemeliğe özgü akıcısızlıklar daha sıktı.
  • Konuşma seslerini doğru üretme becerileri daha düşüktü.
  • Alıcı ve ifade edici dil becerileri daha düşüktü.

Alıcı dil söyleneni anlamayı, ifade edici dil kendini sözle anlatmayı kapsar. ASHA'nın klinik rehberi de benzer etkenleri sayar. Başlangıçtan bu yana 6–12 aydan uzun süre geçmesi ya da birkaç ay boyunca düzelme olmaması bunlardan biridir. Kekemeliğin 3,5 yaşında ya da daha sonra başlaması da sürme olasılığıyla ilişkilendirilir (ASHA, t.y.).

Risk etkenleri grup düzeyindeki ilişkileri gösterir. ASHA'ya göre hangi çocuğun kekelemeyi sürdüreceği kesin olarak belirlenemez (ASHA, t.y.). Risk etkeni taşımayan bir çocukta kekemelik sürebilir. Birkaç etkeni birden taşıyan bir çocuk da iyileşebilir. Etkenler, izlem ya da terapi kararında dikkate alınan bilgilerden yalnızca biridir.

Beklemek mi, değerlendirme mi?

Değerlendirme her zaman hemen terapiye başlamak anlamına gelmez. ASHA'ya göre okul öncesi çocukta değerlendirmenin temel sorularından biri, izlem mi yoksa terapi mi önerileceğidir (ASHA, t.y.). Değerlendirmede takılmaların türü, çocuğun tepkileri, dil gelişimi ve aile öyküsü birlikte ele alınır. Aile böylece bekleme sürecini bilgiye dayanarak planlayabilir.

Ne zaman değerlendirme düşünülebilir?

Aşağıdaki durumlardan biri varsa bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alınması düşünülebilir:

  • ailede kekemelik öyküsü varsa,
  • kekemelik aylar içinde azalmıyorsa,
  • çocuk konuşurken belirgin biçimde zorlanıyor ya da gerginleşiyorsa,
  • çocuk takılmalarından üzülüyor ya da konuşmaktan kaçınıyorsa,
  • dil ya da konuşma sesleri gelişimiyle ilgili başka kaygılar da varsa.

Olağan akıcısızlığın kekemelikten nasıl ayrıldığı 3 yaşında kekemeliği ele alan yazıda anlatılıyor. Gündelik konuşmada aileye düşenler kekeleyen çocukla konuşmaya ilişkin yazıda yer alıyor. Değerlendirme ve terapi süreci için kekemelik sayfasına bakılabilir.

İlgili çalışma alanı Kekemelik Tekrarlar, uzatmalar ve takılmalarla konuşmanın akışının bozulduğu kekemelikte çocuk, ergen ve yetişkinler için değerlendirme ve terapi.

İlgili yazılar

Kaynaklar

  1. American Speech-Language-Hearing Association. (t.y.). Stuttering, cluttering, and fluency [Practice portal]. https://www.asha.org/practice-portal/clinical-topics/fluency-disorders/
  2. Einarsdóttir, J. T., Crowe, K., Kristinsson, S. H., & Másdóttir, T. (2020). The recovery rate of early stuttering. Journal of Fluency Disorders, 64, Article 105764. https://doi.org/10.1016/j.jfludis.2020.105764
  3. Kefalianos, E., Onslow, M., Packman, A., Vogel, A., Pezic, A., Mensah, F., Conway, L., Bavin, E., Block, S., & Reilly, S. (2017). The history of stuttering by 7 years of age: Follow-up of a prospective community cohort. Journal of Speech, Language, and Hearing Research, 60(10), 2828–2839. https://doi.org/10.1044/2017_JSLHR-S-16-0205
  4. Reilly, S., Onslow, M., Packman, A., Cini, E., Conway, L., Ukoumunne, O. C., Bavin, E. L., Prior, M., Eadie, P., Block, S., & Wake, M. (2013). Natural history of stuttering to 4 years of age: A prospective community-based study. Pediatrics, 132(3), 460–467. https://doi.org/10.1542/peds.2012-3067
  5. Singer, C. M., Hessling, A., Kelly, E. M., Singer, L., & Jones, R. M. (2020). Clinical characteristics associated with stuttering persistence: A meta-analysis. Journal of Speech, Language, and Hearing Research, 63(9), 2995–3018. https://doi.org/10.1044/2020_JSLHR-20-00096
  6. Yairi, E., & Ambrose, N. (2013). Epidemiology of stuttering: 21st century advances. Journal of Fluency Disorders, 38(2), 66–87. https://doi.org/10.1016/j.jfludis.2012.11.002

Mete Orçun Bayrakdar

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Hacettepe Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü mezunu. Yüksek lisansını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde tamamladı, İzmir Bakırçay Üniversitesi'nde doktora eğitimini sürdürüyor.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Bireysel değerlendirme, tanı veya bir sağlık profesyonelinin görüşünün yerine geçmez. Son güncelleme: .