İçeriğe geç
Liya Psikolojik Danışmanlık Merkezi · Ümitköy, Çankaya / Ankara Yüz yüze ve online görüşme 0530 948 55 32
Mete Orçun Bayrakdar Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Konuşma sesleri

Fonolojik bozukluk nedir?

Mete Orçun Bayrakdar, Uzman Dil ve Konuşma Terapisti 5 dakikalık okuma

Kısa yanıt

Fonolojik bozukluk, çocuğun konuşma seslerini dilin kurallarına uygun kullanmayı öğrenmekte zorlanmasıdır. Çocuk bir sesi tek başına çıkarabildiği hâlde sözcüklerde başka bir sesle değiştirebilir ya da atlayabilir. Hatalar çoğu zaman bir ses grubunu etkileyen düzenli örüntüler hâlinde görülür.

Fonoloji, Türkçe adıyla sesbilgisi, bir dilde hangi seslerin anlam ayırt ettiğini ve seslerin nasıl bir araya gelebildiğini düzenleyen kurallardır. Türkçede “kaş” ile “taş” sözcüklerini ayıran yalnızca ilk sestir. Her dilin seslerin dizilişine ilişkin kuralları da vardır. Örneğin Türkçenin kendi sözcüklerinde hece başında iki ünsüz yan yana gelmez, “tren” ve “spor” gibi sözcükler başka dillerden geçmiştir (Ege, 2010). Çocuklar konuşmayı öğrenirken bu kuralları da adım adım edinir.

Fonolojik bozukluk nedir?

Fonolojik bozukluk, dilin ses kurallarını öğrenmedeki güçlüktür. Dodd (2014), fonolojik bozukluğu sözcükleri birbirinden ayıran ses karşıtlıklarını ve seslerin birleşme kurallarını öğrenmedeki güçlük olarak tanımlar. Amerikan Konuşma-Dil-İşitme Derneği de bu güçlüğü konuşmanın dilsel yönüne ait bir sorun olarak ele alır (American Speech-Language-Hearing Association [ASHA], t.y.).

Topbaş (2006b), fonolojik bozuklukta sesin ağız hareketleriyle üretiminin bozuk olmadığını, seslerin dil kurallarına uygun dizilemediğini belirtir. Yazarın örneğinde “kapı” yerine “tapı” diyen bir çocuk, k sesini başka bir sözcükte söyleyebilir. Çocuk k sesini çıkarabilmektedir, ancak bu sesi sözcük başında kullanmayı henüz öğrenmemiştir. Topbaş'a göre böyle çocukların doğal sohbetteki konuşması dinleyen için oldukça zor anlaşılabilir.

Dodd (2014), fonolojik bozukluğun dile özgü olduğunu vurgular. İki dil konuşan çocuklarda her dilde farklı hata örüntüleri görülebilir. Bu yönüyle fonolojik bozukluk artikülasyon bozukluğundan ayrılır. İki kavramın farkı artikülasyon ve fonolojik bozukluk arasındaki farkı anlatan yazıda ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Hata örüntüleri nelerdir?

ASHA fonolojik örüntüleri, bir ses sınıfını, ses birleşimlerini ya da hece yapısını etkileyen düzenli ses değişiklikleri ve basitleştirmeler olarak tanımlar (ASHA, t.y.). Benzer basitleştirmeler normal gelişen çocukların konuşmasında da görülür ve yaşla birlikte azalır (Topbaş, 2006b).

Topbaş (1997), Türkçe konuşan çocukların normal gelişiminde şu süreçleri tanımlamıştır:

  • Hecelerin yinelenmesi (ikileme)
  • Hece düşürme
  • Ünsüz düşürme
  • Seslerin birbirine benzetilmesi (benzeşme)
  • Ünsüz öbeklerinin kısaltılması
  • Akıcı seslerde (l, r) sapma
  • Sürtünmeli seslerin yerine patlamalı ses kullanılması (duraklaştırma)
  • Ağzın arkasında çıkan seslerin öndeki seslerle değiştirilmesi (önleştirme)
  • Seslerin ç ya da c gibi yarı patlamalı bir sesle değiştirilmesi
  • Ağzın önünde çıkan seslerin arkadaki seslerle değiştirilmesi (arkalaştırma)

Aynı çalışmada fonolojik bozukluğu olan bir çocuğun konuşması da incelenmiştir. Bu çocukta gecikmiş örüntülerin yanında kendine özgü, alışılmadık kurallar da görülmüştür (Topbaş, 1997).

Alt türleri

Dodd (2014), nedeni bilinmeyen konuşma sesi bozukluklarını hataların özelliklerine göre alt gruplara ayırır. Topbaş (2006b) da Türkçe konuşan çocuklar için benzer bir sınıflama kullanır. Dodd'un aktardığı yaklaşık oranlar, nedeni bilinmeyen konuşma sesi bozukluğu olan çocuklar içindeki paylardır.

  • Fonolojik gecikme: Çocuk, kendisinden küçük çocuklarda görülen hata örüntülerini kullanmayı sürdürür. Topbaş (2006b) bu tablonun halk arasında “bebeksi konuşma” diye tanımlandığını belirtir. Dodd bu grubun payını yaklaşık %55 olarak verir.
  • Tutarlı fonolojik bozukluk: Gecikmiş örüntülerin yanında, gelişim sırasında pek görülmeyen alışılmadık örüntüler de tutarlı biçimde kullanılır. Hatalar düzenlidir ve çözümleme yapıldığında öngörülebilir. Dodd bu grubun payını yaklaşık %20 olarak verir.
  • Tutarsız fonolojik bozukluk: Çocuk aynı sözcüğü her söyleyişinde farklı biçimde söyler, ağız-motor güçlüğü ise yoktur. Topbaş'ın örneğinde “kitap” sözcüğü “titap”, “kipat”, “pipat” ve “gibat” gibi biçimlerde söylenebilir. Dodd, bu çocukların taklitte kendiliğinden konuşmaya göre daha başarılı olduğunu ve payın yaklaşık %10 olduğunu aktarır.

Topbaş (2006b), tutarsız gruptaki bazı çocuklarda Çocukluk Çağı Konuşma Apraksisi özelliklerinin de görülebileceğini belirtir. Dodd (2014) ise apraksiyi ağız-motor belirtiler, yavaş konuşma hızı ve bozulmuş vurgu-tonlama gibi özellikleriyle ayrı bir grup olarak tanımlar.

Topbaş (2006a), fonolojik bozukluğu olan 4 ile 8 yaş arasındaki 70 çocuğu 665 çocukluk norm grubuyla karşılaştırmıştır. Çalışmada bu alt sınıflamaların Türkçe konuşan çocuklar için de büyük ölçüde geçerli olduğu görülmüştür. Yazar, Türkçede ünsüz ediniminin başka dillere göre daha hızlı, gelişimsel hataların ise daha öngörülebilir olduğunu bildirir.

Neden olur?

Topbaş (2006b), fonolojik bozukluğun nedenlerine ilişkin motor programlama güçlüğü gibi çeşitli görüşler bulunduğunu, ancak çoğunlukla belirgin bir neden saptanamadığını belirtir. Dodd (2014), işitsel ayırt etme ya da ağız-motor güçlüklerinin genel bir açıklama olarak güncel araştırmalarca desteklenmediğini aktarır. Yine de algı ve motor kontrol güçlükleri bazı çocuklarda konuşma güçlüğüne yol açabilir.

Değerlendirmede nelere bakılır?

Değerlendirmede çocuğun tek sözcüklerde ve bağlantılı konuşmadaki söylenişi incelenir. Hataların türü, sözcükteki dağılımı, örüntüleri ve tutarlılığı çözümlenir (ASHA, t.y.). Hangi örüntünün yaşa uygun sayılacağı dilden dile değişir. Dil ve konuşma terapisti, örüntülerin çocuğun dil topluluğunda o yaş için beklenen türden olup olmadığını inceler. Değerlendirmede işitme taraması da yapılır ve işitme kaybından kuşkulanılırsa çocuk odyolojik değerlendirmeye yönlendirilir. Türkçede kendiliğinden konuşmadaki fonolojik süreçleri çözümleyen bir alt testi de içeren standart bir test geliştirilmiştir (Topbaş, 2006b).

Terapide genel çerçeve

Fonolojik örüntülere yönelik terapide sıklıkla karşıtlık temelli yaklaşımlar kullanılır (ASHA, t.y.). Bu yaklaşımlarda tek tek sesler yerine, yalnızca bir sesle birbirinden ayrılan sözcük çiftleri çalışılır. Örneğin k yerine t kullanan bir çocukla “kaş” ve “taş” gibi çiftler kullanılabilir. Amaç, çocuğun sesler arasındaki farkın anlamı değiştirdiğini fark etmesidir. Aynı sözcüğü farklı biçimlerde söyleyen çocuklarda ise önce sık kullanılan sözcüklerin her seferinde aynı biçimde söylenmesine odaklanan yaklaşımlar tercih edilebilir. Yaklaşımın seçiminde çocuğun yaşı, hata türü, bozukluğun şiddeti ve konuşmanın anlaşılırlığı göz önünde tutulur.

Ne zaman değerlendirme düşünülebilir?

Aşağıdaki durumlarda bir dil ve konuşma terapistinden değerlendirme alınması düşünülebilir:

  • Çocuğun konuşması ailesi dışındaki kişiler tarafından zor anlaşılıyorsa
  • Yaşıtlarında artık görülmeyen hata örüntüleri sürüyorsa
  • Yaşıtlarında pek görülmeyen, alışılmadık hatalar varsa
  • Çocuk aynı sözcüğü her söyleyişinde farklı biçimde söylüyorsa
  • İşitmeyle ilgili bir kuşku varsa

Dodd'un (2014) aktardığı bir çalışmaya göre okul öncesinde alışılmadık hata örüntüleri kullanan çocuklar, okul çağında okuma-yazma güçlükleri açısından risk taşıyabilir. Bu konu okuma-yazma güçlükleri sayfasında ele alınıyor. Seslerin hangi yaşlarda yerleştiği hangi seslerin hangi yaşta söylenmesinin beklendiğini anlatan yazıda, değerlendirme ve terapinin genel çerçevesi ise konuşma sesi bozuklukları sayfasında yer alıyor.

İlgili çalışma alanı Konuşma Sesi Bozuklukları Sesleri atlama, değiştirme ya da bozuk söyleme nedeniyle konuşması yaşıtlarına göre zor anlaşılan çocuklar için değerlendirme ve terapi.

İlgili yazılar

Kaynaklar

  1. American Speech-Language-Hearing Association. (t.y.). Speech sound disorders: Articulation and phonology [Practice portal]. https://www.asha.org/practice-portal/clinical-topics/articulation-and-phonology/
  2. Dodd, B. (2014). Differential diagnosis of pediatric speech sound disorder. Current Developmental Disorders Reports, 1(3), 189–196. https://doi.org/10.1007/s40474-014-0017-3
  3. Ege, P. (2010). Türkçe’deki ünsüzlerin edinimi: Bir norm çalışması. Türk Psikoloji Dergisi, 25(65), 16–34.
  4. Topbaş, S. (1997). Phonological acquisition of Turkish children: Implications for phonological disorders. European Journal of Disorders of Communication, 32(4), 377–396. https://doi.org/10.3109/13682829709082255
  5. Topbaş, S. (2006a). Does the speech of Turkish-speaking phonologically disordered children differ from that of children speaking other languages? Clinical Linguistics & Phonetics, 20(7–8), 509–522. https://doi.org/10.1080/02699200500266331
  6. Topbaş, S. (2006b). Türkçe sesletim–sesbilgisi testi: Geçerlik-güvenirlik ve standardizasyon çalışması. Türk Psikoloji Dergisi, 21(58), 39–56.

Mete Orçun Bayrakdar

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Hacettepe Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü mezunu. Yüksek lisansını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde tamamladı, İzmir Bakırçay Üniversitesi'nde doktora eğitimini sürdürüyor.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Bireysel değerlendirme, tanı veya bir sağlık profesyonelinin görüşünün yerine geçmez. Son güncelleme: .